Yapıt yorumlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yapıt yorumlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2011 Pazartesi

Andrea del Sarto-Arpie Madonnası


"... Kucağında mukaddes çocuğu ile yüksekçe bir yerde oturan, sağındaki sakallı erkekle solundaki genci hiç fark etmiyormuş gibi gözlerini yere diken bu Madonna'nın yüzü, başını tutuşu, bakışlarında ve dudaklarında apaçık görünen melal ve kırgınlık ifadesi aynen dün gördüğüm tabloya benziyordu. Albümün bu yaprağını ayrıca sattıkları için hemen alarak odama döndüm. dikkatle baktığım zaman bu resimde sanat bakımından büyük bir hususiyet bulunduğuna hükmettim. Hayatımda ilk defa böyle bir Madonna görüyordum: Şimdiye kadar tesadüf ettiğim Meryemana tasvirlerinde, lüzumundan biraz fazla tebarüz ettirilen, hatta manasızlığa kadar götürülen bir masumluk ifadesi vardı; kucaklarındaki bebeğe bakarken: 'Gördünüz mü? Allah bana neler ihsan etti!' demek isteyen küçük çocuklara, veya ismini söyleyemeyecekleri bir adamdan peydahladıkları evlatlarına gözlerini dikip şaşkın şaşkın gülümseyen hizmetçi kızlara benzerlerdi. Halbuki Sarto'nun bu tablosundaki Meryem, düşünmeyi öğrenmiş, hayat hakkındaki hükümlerini vermiş ve dünyayı istihfaf etmeye başlamış bir kadındı. İki tarafında ibadet eder gibi duran azizlere değil, kucağındaki Mesih'e değil, hatta gökyüzüne de değil, toprağa bakıyor ve muhakkak ki bir şeyler görüyordu..."

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 58.

9 Ocak 2011 Pazar

Yapıtı yorumlama: isimsiz


Komet, isimsiz, tuval üzeri yağlıboya, 200 x 200 cm.


İlk bakışta hissettirdiği melankoliyle kompozisyon, Roland Topor’un tarif ettiği gibi “düzyazıyla yazılmış şiirlere benzer.” Sanatçının bu resimdeki “derdi”, sembolistlerledir. Onların soyutlama ve yalnızlık üzerine ezberlerini ironik bir yaklaşımla ele alır. Başta hissedilen romantik izlenim bertaraf olur giderek. Tuvalin ortasında asılı kalmış kocaman gözü yaşlı kafa, aydınlık ve karanlık zeminin ortasında, bahar dallarına bürünmüş, altından sular akar biçimde abartılı bir hüzün taşır. Çok sevdiği sisli atmosfer burada da hâkimdir ancak teatral hava ile resim bir sahne dekoru gibidir aynı zamanda. Bergsoncu biçimde anlamın peşine sezgisel olarak düşmek ve süreci ıskalamamak gerekirse, sanatçının “post-romantik bir deneme, postmodern bir durum araştırması” diye tarif ettiği resim, bahsi geçen süreçsel yaklaşımla ele alındığında “deneme”nin ötesinde, “bulma”nın zamansallığıdır.

2 Aralık 2010 Perşembe

Yapıtı yorumlama: “Köy Düğünü” ya da İsa gelin oldu!


Avrupa’da Leonardo da Vinci’nin, Raphaello’nun ve daha nicesinin Hz. İsa’yı sanatla bir milyonuncu kez kutsadıkları dönemde, 1568 tarihinde yapmıştı Pieter Bruegel bu resmini. Köylüleri en sıradan hallerinde, bir düğünde, yemek telaşında resmetmekle zaten dönemi açısından yeterince tartışmalı bir resim çıkarmıştı. Ressamın bir “Köy Düğünü”nü, düğün ziyafetini gösterdiği bilinir. Figürleri ve konuyu okuyan göz açıkça görür zaten; ancak bir adım ötesini okumaz aynı göz. “Aşırı yorum”layalım:

Düğünün "gelin"i, tıpkı çağdaşlarının İsa'yı oturttukları yerde, resmin tam merkezinde durmaktadır. Gelin, dönemin şematik anlayışı ile resmedilen İsa figürüne çokça benzer. Durup dururken bir faninin kafasına kutsal hale’yi oturtamayan ressam, önce geline bir başlık takmış, ardından arkaya çerçeve işlevi gören yeşil bir bez koymuş, kafasının tam üstüne gelecek yere de, evet tamam, “kutsal güvercin”e pek de benzemeyen gelin tacını asmıştır. Gelin’in gözleri kapalıdır. Geleneklere göre gelinin hiçbir şey yapmaması hatta yemek dahi yememesi gerekirdi; ancak kompozisyondaki hiçbir köylüyle hiçbir bağının olmaması, hatta ellerinin duruşu, figürü ayrıksı kılan tüm davranış biçimi, aynı zamanda kutsallığı çağrıştırmaz mı?

Resmin sol alt köşesinde ekmek yiyen çocuk ve şarap testilerine benzeyen –içkilerin bira olduğu söylenir– kapların bir arada görünmesi, sanat tarihiyle çokça haşır neşir zihinlerde ilk bakışta bir mucize sahnesini de getirmez mi? Kapları dolduran adam, İsa’nın suyu şaraba çevirdiği mucizesini anlatan “Kana’da Düğün” sahnesindeki adam değil midir?

Damadın olmaması, evet, dönemin adetleri gereğidir ama iddialarla örtüşmez mi?

Bu resim Bruegel’in yukarıdan bakmadığı, kişileri göz hizasında gösterdiği ilk kompozisyon olarak en “bu dünyaya ait” resimlerindendir. Günlük hayat sahnelerinin ilk ve en başarılı yaratıcılarından Bruegel, neden İsa’yı dünyevileştirmeyi de istemiş ama bu fikrini kimseye açamamış dahi olmasın ki?

Konu, her bakımdan ikili okumaya açıktır..

8 Kasım 2010 Pazartesi

Yapıtı yorumlama: Beklenmeyen ziyaretçi!



An'ın dehşeti.. Savaşta öldü sanılan babanın seneler sonra birdenbire çıkıp gelmesi. Babayı tanımadan "baba" fikrini tanıyan çocukların merak ve sevinçli bakışları.. Küçük kızın ürkmüşlüğü.. Hortlak görmüş gibi irkilen-korkan yetişkinler.. Avurtları çökmüş, zayıflıktan paltosunun içinde küçücük kalmış beklenmeyen ziyaretçinin sinir-şaşkınlık-hayal kırıklığıyla açılmış gözleri.. 19. yüzyıl Rus evinin detaylarıyla doğrulanan gerçekçiliğin, gerçek olamayacak kadar şaşkınlık yaratan bir olayı apaçık sunması.. Kayıp zamanın izinin peşine ilk düşen kişi İlya Repin'in gerçekçiliği!..