9 Eylül 2007 Pazar

Sanat Yıllığı - Şenol Yorozlu

Bu yazı Sanat Yıllığı 2006'da yayınlanmıştır.

Şenol Yorozlu
YOROZLU MMVI
8 KASIM – 8 ARALIK 2006
TEVFİK İHTİYAR SANAT GALERİSİ

Neyi nasıl söylediği meselesi sanatçıların ayrıldığı temel noktadır. Kişinin sanatındaki bu ayrıksılığı doğru saptamaksa, zaman zaman karakterini çözümlemeye kadar giden çetrefilli bir yoldur. Görselleştirdiği kavramlar ve gösterme biçimiyle başından beri “karşıt” ve “aykırı”, daha önce yayımlanmış bir kataloğundaki tabirleyse “direnişçi” olarak nitelemek mümkün Şenol Yorozlu’yu. Tevfik İhtiyar Sanat Galerisi’ndeki “Yorozlu MMVI” de bu ayrıksılığın adeta doruk noktası.
Yorozlu sergisinde, “kendisine sakladığı” çalışmalarını gösterme ihtiyacını hissetmiş ve son dönem çalışmalarından bir derleme yapmış. Sanatçı 2000 ve 2001’de gerçekleştirdiği “Kaftan”larında, gazete vb. kâğıtları ya da kumaşları, zemine, statünün simgesi kaftan formunda “tutturmuş”. 2004’e tarihlenen renk uygulamalarındaysa, rengi tuvale akıtma, serpme, kazıma vb. farklı yöntemlerle uygulamış.
Yorozlu, büyük anlatıların terk edildiği günümüzde yazdığı manifestolarla politik tavrını koruyan ve lafını esirgemeyen bir sanatçı. Hiçbir zaman “kaba” doğruluğu tercih etmemiş; yaşadığı mütevazı hayatın bir getirisi olsa gerek, ifadesini ayrıntılar üzerine kurarak, parçadan bütüne varmayı ve öyküleme yerine çağrışımları yeğlemiş. Örneğin, çengel bulmacada çıkmış “Leonardo da Vinci’nin ünlü kadın tablosu” adlı soruya yukarıdan aşağıya “Mona Lisa” yanıtını verdiği gazete parçasını kırmızı düz bir zemin üzerine yapıştırarak, aslında çok bilinenli bulmacanın çoktan seçmeli biçimde izleyici tarafından tamamlanmasını hedeflemiş. Sanatçının anti-militarizmden anladığı da, beyaz kaput bezi üzerinde farklı renklerle baskı biçiminde uyguladığı asker künyesi.
Yorozlu’nun en anlatımcı çalışmasıysa, “Kiss For Peace. USA Irak’ta.” Beyaz tuval zeminindeki tozlu postal izlerinden oluşan bu küçük boyutlu resim, uzaktan belli belirsiz anlaşılsa da, yakınına gidilince insanı adeta nefessiz bırakacak güçte. Eleştirmenin ötesinde onunki sanki bir meydan okuma, mizah başlıca silahı. Egemen olanın maskesini düşürerek onu gülünçleştiren, ahlaken ve estetik açıdan mahkûm eden işler yapıyor. Günlük yaşam rutinleşirken gözden kaçırılan olayların mizah yoluyla teşhir edilmesini savunuyor. Geçen yıl açtığı “Osmanlı 2005”e de yine mizah aracılığıyla bir gönderme yapan sanatçı, tuval üstüne iliştirdiği kubbe formlarından yalnızca birini alarak, büyütmüş ve duralitle gerçekleştirdiği resmine “Her Müslüman Türk Evladı İçin, Kubbe Projesine Sen De Katıl” adını vermiş.
Sanatçının çalışmalarına verdiği isimler, genel kurgunun bir parçası. İsimler olmadan bir eksik yok, “serbest çağrışım” serbest; ancak isimler bilinerek yapılacak bir okumada daha doğru denklikler kurulabilmekte.
Yorozlu, çok sevdiği farklı biçimleri bu sergisinde bir portre çalışması biçiminde kullanmış. “Güler Sabancı’nın Portresi” iki adet 2 m çapındaki daire ile bir kenarı 2 m eşkenar üçgenden oluşan, üçlü bir portre çalışması. Üçgen siyah kadifeyle kaplı, dairelerin biri kırmızı, biri sarı. Her rengin, her malzemenin ayrı bir çağrışımı var. Sanatçı formları düşünce ve minimalist estetikle buluşturarak etkileyiciliği arttırmış.
Çok boyutlu, çok çağrışımlı, çok çeşitli çalışmaların sahibi çok katmanlı bu ismi, “çok” sözcüğünü tekrar ederek vurgulayalım ve son sözü, bir alıntıyla kendisine verelim: “Bugün çizilen bir karikatür, yazılan bir roman, günlük makale yazılarından ötürü yargılanan insanlar var. Biz Avrupa ülkesi değiliz. Linç edilmek isteniyorlar. Bunlar benim sanatıma konu teşkil eder. Bu bize, egemen olanın duruşunu ifade etmiyor mu? Gülünçleşen bir güç!”(“Sanatı Tahrik, Ajite ve Teşhir Eden Bir Ayraç; Yorozlu”, rh+ sanat, S. 34. Kasım 2006, s. 69.)